Ekim Bağlamı : KARA DELİK :

Eserlerinizi 31 Eylül 2008 tarihine kadar Horaley'e gönderebilirsiniz. İştirak Makinesi, solda sizi bekliyor.

Not: Hareketli kara delik, galaksi görüntüsü Wikipedia'dan alınmıştır.

08 Eylül 2008
 
Yeni Sayı Çıktı!: EYLÜL 2008 :
Horaley : TATİL

>>

Horaley, yaptığı bir aylık tatilin ardından yeni sayısıyla geri döndü. Emre Özbay, Betül Akzambaklar, Gamze Özer, Alp Tugan, Senem Gökçe, Ece Gökalp, Deniz Örnek, Gökşin Kes, Elçin Poyraz, Mert Ülkümen, Kutay Cengil, Sedat Türkantoz, Oya Çitçi, Özlem Özkaya, Özge Mutlu, Tennur Baş, Yalçın Korkmaz, Kübra Saygın ve Begüm Ereyi'nin katılımıyla oluşan Eylül sayısının bağlamı Tatil. Eserlerini gönderen herkese teşekkür eder, hepimize iyi seyirler dilerim.

26 Ağustos 2008
 
Eylül Bağlamı: TATİL :

Sayılar çoğaldıkça anasayfada yaşamaya başladığım yer sıkıntısına bir çözüm bulmak şart oldu. Bu amaçla Temmuz sayısıyla birlikte Horaley'in tasarımında birkaç değişiklik yaptım. Umarım kimse için rahatsız edici bir görünüm olmamıştır, bana göre güzel.

Neyse, bunlar teferruat. Son haftalarda siteye ulaşım konusunda da çok sıkıntı yaşandı, sunucu değişiklikleri, alan adı ile ilgili beklenmedik sorunlar derken gecikmelerin önünü alamadık. Temmuz ayının sonuna geldiğimiz halde henüz Ağustos sayısı için bir bağlam duyurusu yapılamadı. Ağustos ayını Horaley Tatili ilan edip şimdiden Eylül sayısı için çalışmalara başlayabiliriz. Son birkaç sayıdır üst üste çetrefilli konuların üzerine gidiyoruz, bu yüzden biraz hafiflemenin vakti geldi sanırım. Eylül sayısı bağlamı Tatil.

Hafif dedik ama bir yandan da günümüz dünyasındaki tatil anlayışının ne kadar hastalıklı olduğu takıldı aklıma. Senenin büyük bölümünü "çalışarak" geçirip, geriye kalan zamanda histerik bir şekilde koşulan tatil, aslında duyulduğu kadar güzel bir şey mi acaba? Yoksa 23 Nisan'da başbakan olan çocuklar gibi hevesimizi aldıktan sonra, emek sömürüsü düzenindeki sabit konumumuza geri döndüğümüz bir kandırmaca mı? Hem öyle, hem de değil sanki.

Eserlerinizin son teslim tarihi 25 Ağustos. İştirak Makinesi solda, dikkat.

22 Temmuz 2008
 
Yeni Sayı Çıktı! : TEMMUZ 2008 :
HORALEY : Sansür

>>

15 Haziran 2008
 
Temmuz Bağlamı: SON KULLANMA TARİHİNİ GEÇİRİNİZ :

Horaley'in serildiği sunucularla ilgili bir aksaklık sebebiyle bir süre horaley.com adresinden siteye ulaşılamadı. Son tarih olarak 5 Temmuz demiştik, aradaki arazlardan dolayı bu tarihi biraz ileri almakta fayda var. 10 Temmuz'a kadar çalışmalarınızı göndermeye devam edebilirsiniz. Sansüre hücum!

26 Haziran 2008
 
Temmuz Bağlamı: SANSÜR :

Düşünce ve düzen kavramları ortaya çıktığından beri düzenin hep düşünceyle ilgili dertleri oldu. Düşünen insanın da düzenle... Socrates, Thomas More, Uğur Mumcu, Hrant Dink gibi sayısız insan, toplumsal düzen ve ahlaka etki edebilecek düşüncelerinden dolayı öldürüldüler. Papalar, krallar, padişahlar, ağalar, komutanlar, kurumlar, kurullar; yani bir sanrının içinde oluşmuş sistemlerin bekçileri, yasaklar koydular, kitapları ve insanları yaktılar. Olası uyanışları engellemek için ellerinden geleni yapmaya devam edecekler.

Sansür kelimesi, bünyesinde cinayet, faili meçhul, baskı, zorlama gibi birçok kavramı da barındırıyor. Bütün dünyada sansürcü zihniyet hız kesmeden işini yapmaya devam ediyor. Gazeteler, dernekler, partiler kapatılıyor. Yokmuş gibi yapmanın acaba gerçekten anlamı var mı, mevzuları sansür uygulamalarıyla çözmeye çalışanların, kafasını kuma sokmuş devekuşlarından farkı var mı?

Gözetlemeciler tarafından yakalanma korkusuyla sürekli kendini frenleyen küçük insanlar olarak, beynimize kazınan yasakları, dokunulmazları ne kadar yıkarsak o kadar varız, öbür türlü varız ya da yokuz farketmez, etkisizliğimizle "güvendeyiz".

Konu sansür olunca yine söyleyecek çok şey oluyor, çenemi kapatıyorum. İştirak Makinesi solda, katılımlarınız için son tarih 5 Temmuz.

22 Haziran 2008
 
Yeni Sayı Çıktı! : HAZİRAN 2008 :

>>

05 Haziran 2008
 
Haziran Bağlamı: KADIN ve FEMİNİZM :

Erkeğin dünyasında, erkeğin dilini konuşan kadın, ikinci sınıf insan muamelesi gören kadın, erkeğin bakışı üzerinden kendini tanımlamak zorunda kalan kadın, bir sosyal ucube olarak kadın.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin karşısındaki feminizm, pro-feminizm, birinci, ikinci ve hatta üçüncü dalga feminizm kavramları üzerine, kendi dilimizde tetkik, teşhis veyahut tespitler. Kendi dilimiz derken; olduğu kadar işte.

Eserlerinizin son teslim tarihi 31 Mayıs. İştirak Makinesi hemen üstte, sizi bekliyor.

07 Nisan 2008
 
Yeni Sayı Çıktı! : MAYIS 2008 :
HORALEY MAYIS 2008 / İNSAN BEYNİ

>>

04 Mayıs 2008
 
Mayıs Bağlamı: İNSAN BEYNİ :
Yarattığı evreni, kafayı karıştırmadan anlatan, oluşları kendi süzgecinden geçirerek bilince ulaştıran, sınırları belirlenemeyen hemisferlerine kurban olduğum insan beyni; bu ayki Horaley bağlamı oldu. Eserleriniz için son gönderim tarihi 30 Nisan. İştirak Makinesi ellerinizden öper.
06 Nisan 2008
 
Yeni Sayı Çıktı! : NİSAN 2008 :
HORALEY - NISAN 2008 / SAYI 10

>>

02 Nisan 2008
 
Nisan Bağlamı :

Geçen ay ilk olarak yazılı bir açıklamayı tercih etmeyerek bağlam olarak bir şarkıyı öne sürmüştük. Horaley'in bu ayki bağlamı da benzer bir mantıkta oluştu. Soldaki fotoğraf geçtiğimiz sene Cihangir'de sabah saat 04:00 civarı çekildi. Bir kurgu olmaması, görüntüyü belki herkes için daha ilgi çekici kılacaktır.

Eserlerinizin gönderimi için İştirak Makinesi emrinize amadedir, son tarih 31 Mart.

11 Mart 2008
 
Yeni Sayı Çıktı! : MAKET GEMİ KOYU :

Change Of Plans'in Maket Gemi Koyu isimli eserini bağlam olarak aldığımız Mart sayısı huzurlarınızda. Horaley'in her sayıda birkaç yüz piksel daha uzadığını görüp duygulanmamak elde değil.

12. sayının ardından sitenin işleyişinde kimi teknik değişiklikler yapma planlarımız var. Önerileriniz olursa lütfen bilgi@horaley.com adresine eposta göndermekten çekinmeyin.

Bir sonraki bağlam için geri saymaya başlayabiliriz, çok yakın zamanda yine buradan ve çeşitli mecralardan tarafınıza ulaşacaktır. Eserlerini gönderen herkese teşekkürler. Katılımlarınızın devamını temenni ederiz.

 

 

 

06 Mart 2008
 
Mart Bağlamı : MAKET GEMİ KOYU :

Şu kimilerine göre berbat, kimilerine göre masal gibi olan karlı günlerin içindeyken, diğer yandan ağır ağır ilkbahara yaklaşırken, kış tadında bir bağlamla devam etmek münasiptir. Maket Gemi Koyu deyince anlam verememiş olabilirsiniz, hemen açıklayayım.

Bu ayın bağlamı; İstanbul gruplarından Change Of Plans'in bir şarkısı. Normalde buraya yazdığım açıklamanın yerine, şarkıyı indirip dinlemeniz yeterli olacak. Sizin tarzınız değildir ya da seversiniz, mühim olan bu değil. Bir kompozisyon olarak algılayıp ona binayen çalışabilir yahut uyandırdığı hislerle rotanızı bulabilirsiniz. Canınız nasıl isterse.

Horaley'e herkesin ama herkesin eserlerini gönderebileceğini, her türlü katılıma açık olduğumuzu tekrar tekrar söyleme gereği duyuyorum. Çünkü halen bu konuda çekinceler olduğunu bliyorum. Çekinmeyin, iştirak edin. İştirak Makinesi hemen yukarıda.

Son teslim tarihi 5 Mart.

>> Change Of Plans - Maket Gemi Koyu.mp3 (Sağ tıklayarak Save As ya da Farklı Kaydet seçeneğini kullanabilirsiniz.)

19 Şubat 2008
 
Şubat Sayısı Çıktı: GÜNDEMİN KASTI :
 

Sevil Tunaboylu, Hakan Selçuk Bacak, Betül Akzambaklar, Volkan Diyaroğlu, Özge Genç, Maya Fiser Konstantina, Asu Ceren, Özge Mutlu, Kerem Durukan, Onur Girit ve Sedat Türkantöz'ün katılımıyla yeni bir sayı daha çıkardık. Eserlerini yollayan herkese teşekkür ediyor, iştirakinizin devamını diliyorum. Yeni bağlamı bu hafta içinde duyurmuş olacağım. Yeni sayıya yukarıdan ulaşabilirsiniz.

16 Şubat 2008
 
Şubat Bağlamı: GÜNDEMİN KASTI :

Türban meselesi, Ergenekon, İran'dan gelmeyen doğalgaz ve deprem derken geldik bir Türkiye'nin daha sonuna. Medya, hitap ettiği kitlelere yalan söylemiyor bile olabilir, fakat neyi öne çıkardığı, neleri hasıraltı ettiği, olayları hangi bakış açısıyla verdiği konusunda tekrar tekrar düşünmek gerekiyor. Yayınları takip etmeme gibi bir tepkisellikten ziyade, televizyona, gazetelere üstünkörü göz atarak nelerle ilgilenmemizin istendiğine dair fikir edinmek ve söylenmeyenleri sorgulamak mı lazım acaba?

Yayın, sadece onu yiyenler için yapılmıyor, yemeyenlerin de izleyip çileden çıkmasını, ümitsizliğe kapılıp pasifize olmasını sağlıyor. Bu kadar zeki olabilirler mi, sanmıyorum. Zeki, daha doğrusu kurnaz olan, muhakkak ki; kişiler değildir. İşleyen sistemin bir genel kurnazlığı var, aptalın kafa yormasına mahal vermeyecek kadar kendi kendini yürüten bir düzen söz konusu. Ayık olanları çözüm üretme kabiliyetinden yoksun kılıyor bu kurnazlık, izleyip görüntüyü işleyince insan tespitlerle kendi kendine boğuluyor zaten. Gündemin kastı üzerine bu sefer Horaley'in bağlamı. Kasten, bilerek, niyetli gündeme bakın, ne görüyorsunuz.

Son tarih 15 Şubat. İştirak Makinesi eserlerinizi bekliyor.

Not: Sistem ve düzen kelimelerini aynı paragrafta kullanmış olmak beni gerdi. Hoşunuza giden şekilde değiştirebilirsiniz.

28 Ocak 2008
 
Ocak Sayısı Çıktı : KAHKAHA :
OCAK 2008 / KAHKAHA Kahkaha çıktı çıkmasına da, eser gönderen herkese bir kaç kelime borçlu hissediyorum. Öncelikle teşekkür ederim, ilgilendiğiniz için, kendi kendine oluşan bir şeye destek verdiğiniz, katıldığınız için. Bağlam hakkında oturup iki satır yazamayacağım bir yoğunluktaydım, o yüzden de gereken motivasyonu doğru şekilde sizlere iletemediğimi düşünüyorum. Bir daha olmayacak söz.
25 Ocak 2008
 
Ocak Bağlamı : KAHKAHA :
Horaley Ocak bağlamı Kahkaha. Uzun uzadıya bir yazı yazmak istedim, fakat mümkün olmadı. Daha da geciksin istemedim. Acilen deklare edeyim, süreç başlasın diye düşündüm. Eserlerinizin son gönderim tarihi 25 Ocak. Katılımlarınız için İştirak Makinesi hizmetinizdedir. Hahaha!
08 Ocak 2008
 
Aralık Sayısı Çıktı! : PORNOGRAFİ :

Pornografi sayısını da, senenin en uzun gecesi 21 Aralık'ta çıkarmış olduk. Manidar çalışmalara hazır olun. Birkaç güne yeni bağlam geliyor, devam! Helal!

21 Aralık 2007
 
Aralık Bağlamı : PORNOGRAFİ :

Aralık ayının bağlamı pornografi. Kısaca porno işte. Bilinen tarihte 7000 yıldan fazla bir geçmişi olan porno kavramı geçtiğimiz yüzyılda basılı yayımcılığın gelişmesi ile çok daha fazla insana ulaşır oldu. Aslında mutaassıp kesimlerin baskısı sonucu sansüre ve yasal engellemelere maruz kalan sayısız şeyin yanında, polis, asker, doktor, rahibe gibi her türlü kamu görevlisinin en "edepsiz" durumlarda sergilendiği ve hatta "snuff" adı verilen janrada oyuncuların sekse kurban gittiği uç noktada film örnekleri bulunan bu türün günümüz dünyasında hatırı sayılır büyüklükte bir sektör olmaya nasıl devam ettiğini merak ediyorum. Porno kalksın demek istediğimi sanmayın ki; kendisi zaten ayaktadır.

Lafı uzatıp kafa şişirmek yerine kendi bakış açımı, "bir emniyet sübabı olarak pornografi" şeklinde açıklayıp bitiriyorum. Son teslim tarihi 15 Aralık. Buyrun.

23 Kasım 2007
 
Yeni Sayı: HORALEY KASIM :

Atlattığımız badirelerin ardından Kasım ayında Horaley, dokuz sanatçının katılımıyla 12 adet eserden oluşan bir güncel sanat sayısı çıkarmış bulunuyor. Aralık bağlamı, en kısa zamanda geliyor. Buradan takip edebilirsiniz.

20 Kasım 2007
 
Özür : TEKNİK AKSAKLIK :

Yaklaşık iki haftadır Horaley'e ulaşılamıyor. Bana ulaşan epostalara genel bir cevap vermek istedim. Horaley'in bulunduğu sunucu bir şekilde kullanılmaz hale geldi. Nihayet geri dönmeyi başardık. Tabi ki kasım sayısında bir gecikme olacağını da söylemem gerekiyor. Bağlamı Güncel Sanat olan kasım sayısı için çalışmalarınızı gönderebileceğiniz en son tarih 10 Kasım'dır. Hadise sebebiyle gerçekten üzgünüm, ama her şey yolunda. Sevgiler.

05 Kasım 2007
 
Kasım Bağlamı: GÜNCEL SANAT :

aKasım ayı bağlamı bir hayli muallâk bir kavram. Muallâklığı güncel sanat dediğimiz şeyin an itibariyle durmaksızın değişmekte olmasından kaynaklanıyor. Hakikaten son on yıldır özellikle bizim memlekette alışık olmadığımız denli bir güncel sanat patlaması yaşanıyor, kavramsal sanat, performans, yerleştirme gibi kelimeler gündelik hayatımıza bilfiil giriş yaptı. İşin güzel tarafı, o senelerce "yapay" diye tü kaka denen sanatsal altkültür filizlerinin bir nihayete ulaştığını görüyorum. Doğrusu altkültür mecrasını ararken, toplumumuzun namüsait konumundan dolayı, kendine nasıl olduysa sokak ya da terkedilmiş binalarda değil de, internette yer buldu.

aAslında bu durumun da bence hazin bir yönü var, bir araya gelmek için evvelinde ortak olarak etkilendiğimiz ve benzer şekilde tepkilendiğimiz kimi durumların olması lazım değil mi? Ve bu pek çok noktasında aynı fikirde olduğumuz hikâyenin sokaklar caddeler gibi gerçek çevrelere ihtiyaç duymaksızın ortak bir bilinç temeli yaratmış olması gerekmez miydi?

aEvet belki dizini kırıp köşesinde oturan bir nesil değiliz, lâkin yetişirken bize verilen temel fikir toplumun çıkarları üzerinden kendimizi yaratmamızdı. Beynimize verildikten hemen sonra uyanıp yüz yüze geldiğimiz sorular ise tam bunun karşıtıydı. Kıçımızı yırtarak bir çok sonuca ulaşabilmiş olsak da o eskiden kalma öğretilerin gölgesi, kemiklerimizi güçlendirecek, bize hayat verecek ışıkla tam manâsıyla kavuşmamızı hep engelleyecek.

aYine de "köklerine" ait olmayan bir şeyi yapmaya çalıştığı için kurtulmayı bir türlü beceremediği kompleksleri sebebiyle içindeki yaratıcılığı, potansiyeli tam anlamıyla ortaya koymakta ciddi zorluklar çekmiş bir neslin ardından, şimdi meydanda neredeyse bahsi geçen komplekslere mahal vermez derecede asimile olmuş, batı kültürünü pür bir şekilde alarak yetişmiş bir gençlik var. "İmkân verilse yaparız" mentalitesinden ziyade, her türlü sıkıntıya rağmen kendi imkânlarını yaratabileceğine inanan birçok sanatçı görüyorum çevremde. Alt-metinler ile bulanan, almamız gereken bilgiyi, mesajı, çıkarmamız gereken dersi ve hatta hissetmemiz gerekenleri bize eserin dışından sunan güncel sanat eserlerinin, bu farkındalıklar sayesinde şapşallıktan kurtulup daha sürpriz anlayışlar, bakış açıları ya da duruşlar yaratabilen üretimlere dönüşebileceğini düşünüyorum bu yüzden.

aHer zamanki gibi yazacak çok şey var, ama bağlamı duyurmak amacıyla başladığım bu yazıyı daha fazla uzatmak, sizleri kendi fikirlerimle yormak istemiyorum. "Aha" işte; bu ayki meselemiz; güncel sanat.

aSon Gönderim Tarihi : 30 Ekim 2007

05 Ekim 2007
 
Yeni Sayı: HORALEY EKİM :

Dördüncü sayımızı da çıkardık. Yol akıcı, hava açık, her şey yolunda. 4 Ekim Perşembe 19:30'da StudioLive'da DÖRTYÜZSANİYE etkinliği için hazırladığım sunumda, Horaley'den bahsedeceğim. Nasıl bahsettiğimi izlemek isterseniz lütfen buyrun.

01 Ekim 2007
 
Mevzu : KİMLER ESER GÖNDEREBİLİR :

Aldığım bazı duyumlara göre Horaley'e eser göndermek için üyelik ya da tanıdıklık gerekiyormuş gibi düşünenler var. Böyle bir durum söz konusu bile değil. Ünlü, ünsüz, tanıdık, tanımadık, kadın, erkek, zenci, eşcinsel, budist, allahsız, müslüman, akademili, alaylı, alaysız herkes ama herkes Horaley'e eserlerini gönderebilir. Bu hususta çekincesi olanlara duyurulur.

16 Eylül 2007
 
Ekim Bağlamı : ARKADAŞ :

Dördüncü sayı için yoldayız. Bağlam dokunaklı, kimi için de naif görünebilir. Kök-ek bakımından ele aldığımız zaman bir "arka" mız var, onu kollayan bir de arkadaşımız.

Kent reklamı arabeskliğinde de işlenebilecek bir bağlam ancak benim gibi tüm kavramlarla dalga geçerek içini boşaltıp, anlamsız kılmayı becermiş bir nesile aitseniz, öz eleştiri fırsatı da olabilir bazıları için. Hemen üstte yer alan iştirak makinesini kullanarak çalışmalarınızı gönderebilirsiniz. 30 Eylül eserlerinizin Horaley'e ulaşması için son tarih. Değerli katılımlarınızı heyecanla bekliyorum.

09 Eylül 2007
 
Yeni Sayı : HORALEY EYLÜL :

Horaley'in üçüncü sayısı da çıkıverdi işte. 12 sanatçıdan 19 adet iş sergileniyor Eylül sayısında. İştirak eden herkese tekrar teşekkür ediyorum. Geçen sayı kadar zengin olmasa da, Horaley halinden memnun. Dolup taşan sayılara diyorum ve sizi Eylül sayısıyla başbaşa bırakıyorum..

02 Eylül 2007
 
Güzel Haber : ALET GERİ DÖNDÜ :

Bildiğiniz gibi geçen gün çalışmalarınızı daha rahat gönderebilmeniz için Horaley'e bir İştirak Makinesi yerleştirdik. Gelin görün ki; yoğun kullanıma dayanamayıp bozuluverdi. Şimdi eskisinden çok daha güçlü, hızlı ve dinamik bir şekilde karşımızda, kusursuz bir şekilde çalışıyor.

İsim ve eposta bilgilerinizi girdikten sonra dosyanızı seçip gönder tuşuna basıyorsunuz. Eğer web sitenizin de adınızla birlikte Horaley'de yayımlanmasını isterseniz isim kısmına web adresinizi de yazabilirsiniz.. Eserlerinizi 31 Ağustos'a kadar Horaley'e ulaştırmayı unutmayın.

12 Ağustos 2007
 
Eylül Bağlamı: KARE :

Ümit veren bir Ağustos sayısının ardından, Horaley'in üçüncü sayısı için hazırlanmaya başlayabiliriz. Eylül ayı bağlamı Kare oldu. Karenin geometri literatüründeki yerinin ötesinde İngilizce'de denk düştüğü anlamları da göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu anlamlar nelerdir diye soracak olursanız bir kaç anahtar kelime ile izah edeyim; tavizkâr olmayan, bağnaz, belirli ahlaki, sosyal sınırların ötesini göremeyen, özgürlükten ziyade sınırlama yanlısı olan.

Kadrajınızın kare olması gibi bir mecburiyet yok. Eserlerinizi hemen üstteki iştirâk etme makinasıyla gönderebilirsiniz. Eylül sayısına katılmak için 31 Ağustos'a kadar çalışmanız Horaley'e ulaşmış olmalı.

05 Ağustos 2007
 
Yeni Sayı: HORALEY AĞUSTOS :
Horaley'in Ağustos sayısı çıktı. Horaley'i Temmuz'un onunda duyurduğum günden beri kırktan fazla çalışma elime geçti. Vakit ayırıp eserlerini gönderen herkese teşekkür ediyorum. Nihayetinde elimizde onsekiz sanatçının katılımıyla, yirmisekiz eserden oluşan bir ikinci sayı var. Bir ayını doldurmamış bir girişim için gidişattan memnunum şahsen. Sağ sütundaki eski sayılar çoğaldıkça; katılımın da, çeşitliliğin de artacağından eminim. Eylül ayının bağlamı çoktan belli oldu, iki satır düzüp sizleri en kısa zamanda bilgilendireceğim.
02 Ağustos 2007
 
Ağustos Bağlamı : DİKTATÖR :
Ağustos ayının bağlamı DİKTATÖR. Israrla siyasi konumu üzerinden düşünüleceğinden eminim bu kelimenin. Gelin görün ki; diktatör kelimesi dünyanın geçtiğimiz yüzyılda gördüğü bazı diktatörler sebebiyle içeriği kötü anılan bir sözcük olmuş.

Aslında kelimenin kökleri Latin Dili'ne dayanır. Miladın öncesindeki son beşyüz yılda Roma Cumhuriyeti'nde peydah olmuştur. Romalıların yönetim sisteminde önemli kararları veren iki başkan bulunur, bunların arasında mutabakat sağlanmadığı sürece hiçbir karar uygulanmazmış. Fakat bu durum acil karar verilmesi gereken kriz dönemlerinde yönetimi yavaşlatan bir şeye dönüştüğü için, kriz zamanlarında, söylediği harfiyen yerine getirilen bir üçüncü devlet memuruna ihtiyaç duyulmuş. Adına da Dictator denmiş. Konumu itibariyle yetkileri sınırsız olduğundan dolayı, bunu her amaç için kullanabileceğini de tahmin edebilirsiniz elbette.

10 Temmuz 2007